öyle sıkılıyorum ki bazen bu "zor" günlerde.. öyle depolitize olmak istiyorum ki.. öyle anlamsız geliyor ki bu oyun... her gün o kadar çok propagandaya maruz kalıyoruz ki.. bazen hiçbiriyle ilgilenmeyip alıp başımı gitmek istiyorum...insanların birbiriyle savaşmasını anlamıyorum ben.. devletlerin birbiriyle savaşmasını anlamıyorum.. biri kalkmış diyor ki, ankara'daki zülfü livaneli konserinde yunanca şarkılar söylenmesi onlar asla türkçe şarkı söylemeyeceği için bizi rahatsız etmeliymiş mesela... ben yunanca ve ispanyolca ve ingilizce de şarkı dinlemekten çok hoşlanıyorum.. aynı köke sahip kelimelerle karşılaşınca aynı paydayı paylaştığımızı düşünüp mutlu oluyorum.. ben o bana "karşı" yetiştirilse de ona saygı duyabilmeyi erdem olarak görüyorum, ben bush'u sevmesemde 11 eylül'de canı yanan insanlar için "iyi oldu" diyemiyorum..insanların "başka" ve "farklı" insanlara karşı kışkırtılmasını anlamıyorum..ben dinimden ya da tenimin renginden ya da eğitimimden dolayı kendimi üstün göremiyorum..
ben politik olarak akp gibi düşünmüyorum ama akp'yi istemeyenlerin oylarından elde edeceği rantın üstüne yatan bir partiye oy vermek istemiyorum... istedikleri uğruna hukuku hiçe sayan bir demokrasi anlayışını hazmedemiyorum... ırak'a götürülen demokrasiyi de hazmedemiyorum..
geçenlerde taksiye binmiştim, "demokrasi" atışmalarının kızıştığı zamanlardı, adam da ntv'deki tartışma programını dinliyordu, "ben bunu anlamıyorum" dedi, "beyin yıkıyorlar, benim 2. sınıfa giden çocuğum var, eve gelip 'Atatürk vatanı kurtardı, Osmanlı'da padişah varmış, asıp kesiyormuş.' diyor, çocuğun beynini yıkıyorlar, ne demek Osmanlı öyle, biz 670 sene dünyaya hükmetmişiz, ben bugün seçim olsa yine akp'ye oy veririm" dedi.. ben bir şey diyemedim.. bir şey diyememe de kızdım.. çünkü geceydi, adam arabayı öyle bir kullanıyordu, o kadar sinirliydi ki beni bir kaşık suda boğabilirdi, "hepimizin mutlu olduğu bir ortamda yaşayabilsek..." diyebildim sadece... "ama Osmanlı ne padişahın ne vezirin ne de insanların yaşam güvencesinin olmadığı bir düzendi" diyemedim, "öğretmeni çocuğa doğru öğretmiş, hem kurtuluş savaşı olmasaydı sen burada zor sallardın direksiyonu" da diyemedim.. ama ben anlıyorum adamı ...
(bu da 'suç ve ceza'dan kalma..her insanı kendi dinamikleri içinde değerlendirmek gerekiyor, ben aynen o adam gibi yaşasam, belki ben de düşünürdüm aynı şeyi...)
bugün de kürt sorunundan açıldı konu.. kızın teki dedi ki, asacaksın orada pkk'yı destekleyenleri, diyarbakırlı bunu diyen... insanları asmak ne kadar kolay bir çözüm... daha zeki olduğunu, daha doğru düşündüğünü hissediyorsan senin gibi olmayanları asmaya da hakkın olduğunu düşünmek... nasıl bir egodur bu.. hitler de kendi ırkının üstün olduğuna inandığı için katletti.. ben 8 yıl batman'da yaşadım, kürtlerin yaşadığı bir köyde, kürtçe de öğrendim, hatta çocukken ne demek olduğunu bilmediğim, yıllar sonra anladığım bir militan şarkısı :) o kız o köyde yaşayan kürt olsaydı,, pkk her hafta o köyde toplantı yapsaydı, o toplantıya katılmak zorunlu olsaydı, bu yaşamının bir parçası olsaydı ne yapardı.. belki ancak dışarıdan bakabildiğinde terk ederdi bu alışkanlığını.. daha güzel bir yaşam sürmek mümkün olsaydı.. öyle bir yaşamı seçmenin daha güzel olacağını görebilseydi, kızını okutmasının daha iyi olacağını anlayabilseydi, bunun için okumuş kızlar ona model olabilseydi, bir şeyler üretip bunun keyfini yaşamayı bilseydi... insan neden güzel şeyler istemesin ki.. o insanları neden bu kadar acımasız yargılıyoruz ki? onlar çoğunluk oldukları bir yerde beni ayırmadılar kendilerinden...
bazen her şey ne kadar zor...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder