Eylül 03, 2009
hiçbiryer'e dönüş
Eylül 02, 2009
Ağustos 27, 2009
.
sonbahar geliyor...
yenileyen mevsim...
"aşk"ı okudum.. elif şafak'ı da bu vesileyle ilk kez okudum..
hep zoraki olarak bunalıma sokulmuş karakterler gelirdi aklıma elif şafak'ın kitaplarını düşününce.. eğer öyle iseler, bu kitap biraz daha farklı, ya da ben diğerleriyle ilgili toptan yanlış izlenimlere sahibim...
sıkkın bir dönemimde içimi ferahlattı, gezme görme isteğimi ikiye katladı.. sufilerin inanç anlayışlarının güzelliğini farketmemi sağladı..
bunun dışında her gün hamamönü'nde, her gün hamamönü liva'dayız..
o taraflara öğrenci iken çok giderdik, hacettepe tıp yurtlarının arasındaki güzel yokuş, bizim öğrenci sokağı dediğimiz, çok güzel dönemlerimize tanıklık etmiştir.. bir de beton kalabalığını gezilesi bulmadığımız için oraların eski evleri de çok ilgimizi çekerdi.. fotoğrafçılık kursuna gittiğim dönemin akabinde şu an "hamamönü" denilen ve restore edilen sokaklara da girip çıkmıştım.. yıkık döküktü evler.. bir çözüm bulunabileceğini de hiç düşünmemiştim açıkçası..
şimdi bizi o dönemde yoldan geçerken ufaklığın birinin hediği için çağıran ve hep birlikte göbek attığımız insanların evleri restore edilmiş, sıcak samimi bir mahalle olmuş hamamönü..
bir de ramazan ayı boyunca her gün şenlikler var, çok renkli oluyor akşamları.. bir uğrayın derim..
liva'nın vanilyalı filtre kahvesini de muhakkak deneyin...
*hamamönü fotoğrafı http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1023691 adresinden alınmıştır.
Ağustos 22, 2009
.
içimdeki boşluk ve dışarıdaki kahkahalarım adeta yarışıyor birbiriyle...
kah boşluğum alıp götürüyor gülüşlerimi, kah gülüşlerim küçültüyor boşluğumun boyutlarını..
iki çift kardeş kelamı içimdeki ateşi üflüyor sürekli..
bazen
yok,
diyorum,
aynı girdaplara girmeyeyim, sözler esir almasın tüm yaşamımı,
sonra ansızın gözlerim doluyor, doluyor taşıyor içim, her şey anlamsız geliyor..
bazen hiçbir sözcük bulamıyorum...
durgun sular gibi olmak istiyorum ya da engin gökler gibi...
şımarıklık belki ya da çocukluk, ya da gerçeği inkar ama öyle yoruldum ki kırgınlıklarımı yalnız onarmaktan, bu sefer bunu yapmak istemiyorum.. biri gelsin omuzlarına gömeyim başımı, geçmesini istesin, geçeceğine inansın, geçeceğini söylesin istiyorum...
basit bir insan ihtiyacını istemenin ağır, şımarıkça, çocukça gelmesi de tuhaf bir yabancılık belki...
yorgunum.. nasıl bir nefesin içinde ferahlayacağımı bilmiyorum...
Ağustos 13, 2009
anlamadım gitti

eski şarkıları çok seviyorum.. 60'lar 70'ler döneminde yaşasaydım da bu kadar sever miydim, yine de daha eski şarkılar mı daha nostaljik ve güzel gelirdi ki? ajda pekkan'ın bu şarkısını duymamıştım daha önce hiç, çok sevdim.. iş yeri ve mp3 yükleme kısıtımdan dolayı şarkıyı şu an paylaşamıyorum...
ağlar mı güler mi
sevmez yoksa sever mi
kalır mı bilmem ki
yoksa kaçar gider mi
aşk dolu gözleri
sorsam huyu güzel mi
doğruyu söyler mi
melek yoksa şeytan mı
yalan mı rüyada aldatan mı
çocuk mu değil mi
çok bilmişin biri mi
böylesi değilse
aklım hiç ermez diye
aldırmam kimseye
yanılsam bile bile
çıkar yol hangisi
sevmek sevilmek mi
sarhoşluk mu içki mi
anlamadım gitti
çıkar yol hangisi
sen mi sensizlik mi
yaşamak mı ölmek mi
anlamadım gitti
Temmuz 28, 2009
Here in your arms forever I'll stay
I never dare to reach for the moon
I never thought
I'd know heaven so soon
I couldn't hope to say how I feel
The joy in my heart no words can reveal
*
Over and over I whisper your name
Over and over I kiss you again
I see the light of love in your eyes
Love is forever,no more good-byes
*
Now just a memory the tears that I cried
Now just a memory the sighs that I sighed
Dreams that I cherished all have come true
All my tomorrows I give to you
*
Life's summer leaves may turn into gold
The love that we share will never grow old
Here in your arms no words far away
Here in your arms forever I'll stay
nana mouskouri
:)
Temmuz 06, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












