Şubat 16, 2006

"atları da vururlar"


ankara'nın şu çok soğuk günlerinde sıcak bir seçenek tiyatroya gitmek... geçen hafta gittiğimiz "atları da vururlar" konu ve oyunculuk açısından gerçekten de çok etkileyiciydi... 1930'larda Amerika'daki dans maratonlarını konu alan oyunda zaten "kaybetmiş" olan insanların bu yarışlarda tekrar nasıl ve neleri kaybettiği anlatılmış..

Yarışmanın içinde olmasına rağmen süren vahşetin farkında olan Gloria'nın tek istediği "sıcak ve tatlı bir ölüm", dans maratonu seyircilerinin istediği (Ortaçağ'da yakılan insanların, Yunanistan'da gladyatörlerin, televizyonun karşısında kimin evlendiği, kimin kime anne diyeceği, kimin arabaya en uzun süre dokunacağı vs. vs. vs. karşısında takındığımız tavır gibi) olanları izlemek ve bundan biyolojik? , fizyolojik? haz duymak, yarışmanın düzenleyicilerinin ise para kazanmak...

çok da uzağımızda olmayan şeylerden bahsediyor oyun...

ayrıca esasen müzikal olan oyun ilk kez "müzikli tiyatro" şeklinde sahneye koyulmuş.. Müzikleri adeta "cdsi çıksa da alsak" dedirten oyun bizi salondan dışarı artık değişmiş olarak çıkardı

ve

müzikli oyunları bir daha bir daha bir daha sevdirdi!



Hiç yorum yok: