içimdeki boşluk ve dışarıdaki kahkahalarım adeta yarışıyor birbiriyle...
kah boşluğum alıp götürüyor gülüşlerimi, kah gülüşlerim küçültüyor boşluğumun boyutlarını..
iki çift kardeş kelamı içimdeki ateşi üflüyor sürekli..
bazen
yok,
diyorum,
aynı girdaplara girmeyeyim, sözler esir almasın tüm yaşamımı,
sonra ansızın gözlerim doluyor, doluyor taşıyor içim, her şey anlamsız geliyor..
bazen hiçbir sözcük bulamıyorum...
durgun sular gibi olmak istiyorum ya da engin gökler gibi...
şımarıklık belki ya da çocukluk, ya da gerçeği inkar ama öyle yoruldum ki kırgınlıklarımı yalnız onarmaktan, bu sefer bunu yapmak istemiyorum.. biri gelsin omuzlarına gömeyim başımı, geçmesini istesin, geçeceğine inansın, geçeceğini söylesin istiyorum...
basit bir insan ihtiyacını istemenin ağır, şımarıkça, çocukça gelmesi de tuhaf bir yabancılık belki...
yorgunum.. nasıl bir nefesin içinde ferahlayacağımı bilmiyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder