evimizin balkon adı verilen büyükçe ve gösterişsiz uzantısında üstünde yeşil zemin üzerine sarı çiçeklerle bezeli masa örtüsü olan masada oturmuş müzik dinliyorum, bir de ara sıra hafif esinti oluyor ağaçlar çok güzel ses çıkarıyor, dün bir kuş da vardı o bugün başka yere gitmiş herhalde.. tanışıklığımız yok soramadım kimseye...
karşımdaki evde çok sevdiğim biri çok hasta... gülay teyze'nin elini tutmaktan öteye gidemiyorum, öyle bir sessizlik hakim aramızda.. onlarda da öyle.. henüz her şeyin bitmemiş olduğunu vurgulayan bir sessizlik... normal yaşamımıza devam ediyoruz içimizde kim bilir ne oyuklar oluşuyor........
biz şimdi hemen onların karşılarında oturuyoruz.. aramızda 10 metre var ya da yok ama uzağız ... kendimi dekor gibi hissediyorum, orada her şey değişirken sabit duran, durmaya devam eden ve durmadan durması rahatsızlık veren bir dekor... ne bileyim......
üzümlerimiz olmaya başlamış, birden sıcak vurmazsa ve yanmazlarsa güzel olacaklar gibi görünüyor.. babam çok özeniyor, dün evden çıkarken birini eline aldı, sevdi.. :)
toparlanmaya çalışıyorum, dağılan ne ve neyi toplamaya çalışıyorum bilmiyorum ama uzaklaşmak iyi gelecek gibi geldi.. iyi geldi mi bilmiyorum... ezbere kavramlar mı ki artık yorulmak toparlanmak dinlenmek.. ama sadece hiç aklıma gelmeyen buraya gelme fikrinin, çağrı ortaya atınca birden içimi aydınlattığını ve mümkün olan en kısa sürede kendimi buraya atmak istediğimi biliyorum...
bir de şu sıralar sürekli içe dönük kitaplar okumak istediğimi.. saatler gibi, tezer özlü olabilir.. tezer özlü'nün yaşamın ucuna yolculuk'unu okuduğumda çok etkilenmiştim.. şimdi o kitap boyunca alıntı yaptığı cesare pavese'nin yaşama uğraşını aldım..
"bir gün" yazmak için biriktirdiğim ve biriktiğim gibi şizofrenik bir düşüncem var.. bazı zamanlarda çok yoğun hissediyorum fakat bu biriktirme hafıza gerektiren bir şeyse kendime yalan söylüyor olduğum gerçeğe çok yakın....
haftaya artık enflasyonu örnek alarak çift haneye ulaşan mülakatlarımdan birine daha gireceğim. galiba yüksek hedeflerim var, orada çalışmak istemiyorum, ama sebebi daha saygın daha bilmem ne olmak değil, sadece benim gibi biri için fazla emek verdim, ailem de öyle.. ama bunun yanında b grubu memurluk tercihi yaptım, o olursa daha istekliyim...orada çalışırken başka yere geçerim falan diye kuruyorum... bu tercihler dışardan tutarsız görünse de kendi içimde tutarlı aslında.. önemli olan insanın kendi içinde tutarlı olması mı..ki?
sıkılgan bi insan olarak buraya geldiğimde, bi balkonda kitaplarım ve müziğimle ve bahçemle sonsuza kadar yaşayabilirim gibi geliyor... teknolojinin artık balkonda her türlü müziği dinlememizi ve bunu yaparken post eklememizi sağlaması da cabası...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder