Tulipcigim, Dilerim diledigin olur. Sene 1987 Istanbul' dayim, ama Istanbul henuz benim degil, ben Istanbul' un hic degilim...
Rumeli Hisari' nda bir kahve var, tahta sandalyeli. Ta Taksim' den oraya yuruyup cay iciyorum. Hava sicak, icim serin; bacaklarim ve zihnim yorgun...
Istedim, ben de sizler gibi cok stedim orada yasamayi... Tam dokuz sene sonra buldum kendimi Istanbul' da, guzel bir isin basinda...
Istanbul yorar adami, hallac pamuguna cevirir, hah dersin! cehennem bu olsa gerek! Sonra... Sansin varsa bir kaldirirsin kafani, BOGAZ... Unutturuverir herseyi... Ohhhh dersin, duraklarsin...
Simdi daha da uzaklardayim Istanbul' dan; bir Istanbullu tuttu, aldi cekti kolumdan getirdi beni ta buralara (uzak cok uzak)... Istanbul, ozlem demek artik benim icin, kavusunca tirnaklarimizi birbirimizin etine gecirip kanattigimiz hircin bir sevgili...
merhaba neşe... içten ve tüylerimi diken diken eden yazı için çok teşekkürler... insanı ruhu çekip götürmeli bir yerlere... bir seneyi aşkın zamandır sürdürmeye çalıştığım ve sanırım başarısız olduğum rasyonellik artık öyle yordu ki.. beni buraya kim tıktı, ben niye bunlarla uğraşıyorum.. hepsi benim seçimimdi sanki ama ne kadar benim seçimimdi.. bilmiyorum.. denize ve rüzgara karşı, gözlerimi kapayıp, denizin kokusunu içime çekerek bunları unutmak istiyorum...
8 yorum:
şarkı daha da alıp götürüyor galiba... gidersek bir daha dönmeyiz belki... kimbilir..
vapurlaaarrrrrr
mehhhhhtaaaaapp
"olamaz mı; olabilir"
:))
şu mehtaba bi takılma durumu var ya, hadi hayırlısı :)
gidelim ve dönmeyelim evet :)
Sadece mülakata mı çağırsınlar yani , işe de alsalar ya :)
doğru söylüyosun :)
biz kendimize gelemedik geldikten sonra biliyor musun, çok sıkıcı geldi burası...
bir an önce gelsek bir daha da dönmesek...
çok çok sevgiler :))
Müzik güzelmiş blogda tesadüfen buldum merhaba demek istedim ve dedim merhaba :)
Tulipcigim,
Dilerim diledigin olur.
Sene 1987 Istanbul' dayim, ama Istanbul henuz benim degil, ben Istanbul' un hic degilim...
Rumeli Hisari' nda bir kahve var, tahta sandalyeli. Ta Taksim' den oraya yuruyup cay iciyorum. Hava sicak, icim serin; bacaklarim ve zihnim yorgun...
Istedim, ben de sizler gibi cok stedim orada yasamayi... Tam dokuz sene sonra buldum kendimi Istanbul' da, guzel bir isin basinda...
Istanbul yorar adami, hallac pamuguna cevirir, hah dersin! cehennem bu olsa gerek! Sonra... Sansin varsa bir kaldirirsin kafani, BOGAZ... Unutturuverir herseyi... Ohhhh dersin, duraklarsin...
Simdi daha da uzaklardayim Istanbul' dan; bir Istanbullu tuttu, aldi cekti kolumdan getirdi beni ta buralara (uzak cok uzak)... Istanbul, ozlem demek artik benim icin, kavusunca tirnaklarimizi birbirimizin etine gecirip kanattigimiz hircin bir sevgili...
Dilerim dilediklerin olur.
Ta uzaklardan Istanbul asigi, yorgunu bir "abla"
Sevgilerimle.
Nese.
merhabalar eda :)yine bekleriz ::))
merhaba neşe...
içten ve tüylerimi diken diken eden yazı için çok teşekkürler...
insanı ruhu çekip götürmeli bir yerlere... bir seneyi aşkın zamandır sürdürmeye çalıştığım ve sanırım başarısız olduğum rasyonellik artık öyle yordu ki.. beni buraya kim tıktı, ben niye bunlarla uğraşıyorum.. hepsi benim seçimimdi sanki ama ne kadar benim seçimimdi.. bilmiyorum.. denize ve rüzgara karşı, gözlerimi kapayıp, denizin kokusunu içime çekerek bunları unutmak istiyorum...
çok çok sevgiler....
Yorum Gönder