havalar güzelleştikçe, 7. kattaki kurstan güneşin batışını izledikçe(bizim kursun manzarası böyle değil gerçi :) ), bir pus tabakası şehri masallaştırdıkça gözlerime gidememenin gölgesi düşüyor, ve gitmek istemenin heyecanı :)
bahar dallarının yanı sıra deniz kokusu istiyor insan, belki birkaç da balıkçı.. belki balık da tutmuşlardır ve güneşte parlıyorlardır oltanın ucunda..
ya da Tanrı iyi günündeyse yakamoz ve sessizlik ve güzel bir sohbet de...

bu şehre gittikçe alışıyor ve bağlanıyorum galiba...
korkuyorum dışarıda olmaktan, yeni bir düzene uyum sağlamaya çalışmaktan, sağlayamamaktan. seviyorum kalede gezinmeyi, ordan Ankara'yı izlemeyi, Pirinç Han'da oturup çay içmeyi, yaza kadar her gidişimizde Hasan Amca'yı sormayı, Kurtuluş Parkı'nda oturmayı, Süleyman Abi'ye gitmeyi, Kuğulu'da zamanın yavaşlamasını, başka yerleri özlemeyi, hatta buradan gitmek istemeyi, Ela'yla bu şehirde tüm yaşadıklarımızı, [biz en çok burda güldük ve ağladık sonuçta (bu biraz zorlama bi sonuç gerçi, en çok burda bulunduk :) )], buradaki insanlarımızı... ne bileyim... belki de şehirler arkamızdan geliyordur kendimiz gibi...
"Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de."
Kavafis
....
...
1 yorum:
we had joy, we had fun, we had seasons in the sun
but the stars we could reach
were just starfish on the beach.
:)))
Yorum Gönder