
sanki otomatik pilota bağlanmışım.. bir yanım uyurken bir yanım yemek yemek (fazlasıyla), uyanmak, dışarı çıkmak,konuşmak gibi aktiviteleri alışkanlıklarıma göre yürütüyor...
hiçbir şey istemiyorum,hatta mezun olup işsiz olan herkes böyleymiş ama ben bunu umursamıyorum,bi anlam ifade etmiyor yani, birçok şeyin anlam ifade etmediği gibi.. aynı şryleri konuşmak, aynı pencereden bakmak aynı şeyleri düşünüyormuş gibi yapmak öyle sıkıcı ki. "e o zaman farklı bir şeyler yap" "istemiyorum...".. istemiyorum... günlerdir şifonyerin üzerindeki cdlerin üzerinde her an düşecekmiş gibi duran kitap beni rahatsız ediyor ama kaldırmıyorum.. yerde bilimum iktisat, muhasebe, hukuk kitapları duruyor yerinden oynatmıyorum, oysa benim onları oradan kaldırıp sıra sıra beynime işlemem lazım ama istemiyorum...
dışarı bile çıkmak istemiyorum.. bazen sırf o kadar saat evde durmak beni kötü yapacağı için dışarı çıkıyorum, bir şeyler yapıyorum...
hala soru soruyor ve zaman kaybediyorum.. belki de doğru soruları sormuyorum, kimbilir...
dışarıdan çözümleri çok kolay ve yaşanması saçma bir duruma insan (misal:ben) bazen takılı kalabiliyor işte.. benim bu durumda kendim için hiçbir reçetem yok..
bugün yine izmir caddesi taraflarına gittik, kocaman cadde yine park yeri olarak kullanılmış.. başka şehirlerde böyle bi şey var mıdır çok merak ediyorum, ara sokaklarda park yasağı olduğu için ana caddeye park edilmiş onlarca araba.. ilk bakışta kırmızı iıkta bekleyen arabalar gibi görünüyor ama sonradan fark ediliyor sürücüleri yok, ışıkları yok... ölü şehir gibi...
bir kitaba başladım "aynalar koridorunda aşk" diye.. bir kız var "kırmızı".. anlam arayışı içinde.. bir psikiyatrist, bay mavi.. falan filan.. durumumla bu kadar örtüşen bir kitabın bana hiç dokunamaması enteresan :)
öyle..işte...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder